Psikolog Özlem Gülder Altuner, “Değer artık içerikten değil; dış görünüşten ve güç sergilemekten türetiliyor” ifadelerini kullandı.
Günümüzde toplumlar arası iletişimde hâlâ etkili bir araç olan televizyon, pek çok kişinin haber aldığı, takip ettiği ve çeşitli şekillerde etkilendiği bir mecra olmayı sürdürüyor. Yayınlanan programlar, ertesi gün geniş kitleler tarafından tartışılıyor ve yorumlanıyor. Özellikle yarışma formatları içinde önemli bir yer tutan yemek programlarının, farklı toplumsal kesimler üzerindeki ekonomik ve politik etkilerini Psikolog Özlem Gülder Altuner değerlendirdi.
Yarışmacı seçimleri bilinçli mi?
Altuner’e göre gündüz kuşağı programlarında tercih edilen yarışmacı profilleri tesadüfi değil. “Tam tersine, oldukça planlı bir şekilde toplumdaki farklı kimliklerin abartılı temsilleri bir araya getiriliyor. Maço erkek, feminen erkek, başörtülü kadın ya da sıra dışı görünümlü bireyler… Bunların her biri izleyicinin zihninde zaten var olan kalıplara hitap ediyor” diyen Altuner, bu durumun psikolojik etkilerini şöyle açıklıyor: “Bir yandan ‘biz ve onlar’ ayrımı yeniden üretiliyor. İzleyici kendini bu karakterler üzerinden konumlandırıyor ve bu da ona bir üstünlük hissi sağlıyor.”
Farklılıklar üzerinden gerilim yaratılıyor
Altuner, bu tür programların bir diğer sonucunun ise bilinçli şekilde çatışma üretmek olduğunu belirtiyor: “Farklı yaşam tarzlarına sahip insanların aynı ortamda bulunması kaçınılmaz olarak gerilim yaratıyor. Televizyon açısından bu ‘reyting’, psikolojik açıdan ise duygusal tetiklenme anlamına geliyor. İzleyici yalnızca bir yarışmayı değil; kendi önyargılarını ve bastırdığı duyguları da izliyor.”
Bu formatların arka planında, toplumun sürekli rekabet halinde olduğu ve insanların birbirini yargıladığı bir düzen algısının verildiğini söyleyen Altuner, bu yaklaşımın birleştirici değil, aksine ayrıştırıcı olduğuna dikkat çekiyor.
Sınırlar aşınıyor
Programlarda yarışmacıların birbirine yönelik aşağılayıcı ve küçümseyici tavırlarının öne çıktığını vurgulayan Altuner, yarışmaların kısa sürede beceri odaklı olmaktan çıkıp kişisel özelliklerin hedef alındığı bir mücadeleye dönüştüğünü ifade ediyor.
“Artık sadece yapılan yemek değil; kişinin kıyafeti, bedeni, eğitimi ve geçmişi de yargılanıyor” diyen Altuner, bu durumu iki açıdan ele alıyor: “Bireysel düzeyde bu programlar, görünür olma ve onaylanma ihtiyacı yüksek kişiler için bir sahne sunuyor. Toplumsal düzeyde ise bu davranışların normalleşmesi, izleyiciye başkalarını yargılamanın kabul edilebilir olduğu mesajını veriyor.”
Kişisel tercihler ön plana çıkıyor
Altuner, estetik müdahalelerden giyime kadar birçok unsurun yarışmanın önüne geçmesini şu sözlerle değerlendirdi: “Değer, içerikten çok görünüm ve güç üzerinden belirleniyor. Bu durum, toplumu daha hassas, daha öfkeli ve daha tahammülsüz bir noktaya taşıyor.”
Son olarak Altuner, bu tür programların yalnızca eğlence sunmadığını, aynı zamanda izleyiciye nasıl düşünmesi ve nasıl tepki vermesi gerektiğini de dolaylı olarak öğrettiğini belirterek şu soruyu yöneltti: “Biz gerçekten ne izliyoruz ve farkında olmadan ne öğreniyoruz?”
Kaynak:
https://www.evrensel.net/haber/5976292/toplumda-herkes-birbiriyle-yarisiyor-algisi-yaratiliyor
Tarih:23/03/2026
15:35


