BILL MORRISON’A ALTIN İSKENDER ONUR ÖDÜLÜ

Bill Morrison, The New York Times tarafından “kayıp filmlerin şairi” olarak nitelendirilen bir yönetmen olarak ustalık sınıfında, kısmen hasar görmüş görüntülerden oluşturduğu çalışmalarından seçilmiş kesitleri izleyicilerle paylaştı. Arşiv materyallerini gün yüzüne çıkarma ve koruma çabalarıyla tanınan Morrison’ın yapımları, özellikle nitrat bazlı film malzemelerinden oluşturduğu belgesellerle öne çıkıyor.

Morrison, sanat yolculuğuna dair şu ifadeleri kullandı: “Sanat hayatıma ressam olarak başladım, ancak zamanla üç boyutlu bir sanat formu olan sinemaya yöneldim. Cooper Union’daki hocam, ünlü animasyon sanatçısı, ressam ve fotoğrafçı Robert Breer’in çalışmaları beni derinden etkiledi.”

Sanatçı, fotoğraf sanatını hayal gücü ve ilham aldığı kaynaklarla birleştirerek iki paralel gerçeklik kurma fikri üzerinde çalıştığını ifade etti. Bu yaklaşımın, sinemaya bakışını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu belirtti.

Ayrıca, büyük deneysel sinema ustası Ken Jacobs’un eserleriyle ve Library of Congress’in kağıt baskı koleksiyonuyla tanışmasının kendisi için dönüm noktası olduğunu dile getirdi. Sanatçı, 1896 ile 1912 yılları arasında çekilmiş ve kağıt formatında korunmuş özgün film kayıtlarından oluşan bu arşivin son derece etkileyici olduğunu vurguladı.

Konuşmasında ayrıca nitrat tabanlı filmlerin zamanla uğradığı bozulmanın görsel etkilerine de değinerek, bu değişimin çalışmalarında önemli bir estetik unsur haline geldiğini paylaştı.

Sanatçı, sunumunda bir boksör ile bir Sufi dansçının yer aldığı iki farklı nitrat bazlı filmden seçilmiş bölümleri izleyicilerle paylaştı. Ayrıca 1899 yılında Brooklyn Bridge üzerinden ilerleyen bir tramvayın önünden kaydedilmiş arşiv görüntülerini, bölünmüş ekran tekniğiyle kurguladığı Outerborough (2005) filmine de değindi.

Bunun yanı sıra, 1930 yılında ünlü gangster Al Capone’nun serbest bırakılmasını bekleyen kalabalığı konu alan Release (2010) adlı çalışmasından da örnekler sundu.

Sanatçı konuşmasında, nitrat bazlı filmlerin geçmişte çoğu zaman tavan aralarında ya da bodrumlarda unutulmuş halde bulunduğunu, daha sonra ise miras yoluyla kütüphanelere ulaşarak koleksiyonlara kazandırıldığını anlattı. Morrison, çoğu etiketsiz olan ve neredeyse kimsenin dikkatini çekmemiş bu görüntülerin son derece zengin bir arşiv oluşturduğunu vurguladı.

Bugün teknolojinin sağladığı olanaklarla bu son derece hassas filmlerin modern tarayıcılarla dijital ortama aktarılabildiğini belirten Morrison, düzenli olarak Library of Congress’e giderek arşivlerdeki materyallerden nasıl yeni filmler üretebileceğini tasarladığını söyledi. Görüntüleri sanatsal bir yaklaşımla kullandığını ifade eden yönetmen, çalışmalarında kaybolmuş ruhlar ya da zamanın çatlaklarında varlığını sürdüren izler gibi daha geniş, hatta metafizik sayılabilecek kavramları görünür kılmaya çalıştığını dile getirdi. Ayrıca bu görüntülerin çoğunun daha önce hiç izlenmediğini, korunmadıkları takdirde yalnızca bir kez seyredilebildiklerini belirterek bu durumun sinemayı insanlık için güçlü bir metafora dönüştürdüğünü ifade etti.

Etkinliğe katılan Aristoteles Üniversitesi Sinema Bölümü öğrencileri için de Bill Morrison’ın ustalık sınıfının oldukça yararlı ve öğretici bir deneyim olduğu vurgulandı.

Kaynak:

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/bill-morrison-a-altin-iskender-onur-odulu-2486272

Tarih:12/03/2026

22:06

  • Related Posts

    Ataşehir’de Bayram Coşkusu: 23 Nisan’a Özel Dijital Sanat Sergisi Kapılarını Açtı!(Kardeş Haber)

    Ataşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu yıl dijital sanatın büyüleyici dünyasıyla kutluyor. Bayram coşkusunu teknolojiyle harmanlayan “23 Nisan Özel Dijital Sanat Sergisi”, minik sanatçıların eserlerini interaktif…

    Sessizliğin İzleri: Yalnızlık Temasını Ustalıkla Anlatan 5 Film

    Sinema, kimi zaman sözcüklerin yetersiz kaldığı noktada devreye girer. Gürültüyle dolu hayattan yorulanlar için hem ruhu sakinleştiren hem de içe dokunan o hikâyeler… 1. Lost in Translation (Bir Konuşabilse –…