JULIETTE BINOCHE İLK FİLMİYLE SELANİK BELGESEL FESTİVALİ’NDE: “YENİ YOLCULUKLAR CESARET İSTER”

Ünlü oyuncu Juliette Binoche, efsane sinemacı Robert Redford’un teşvikiyle ilk kez kamera arkasına geçerek “In-I In Motion” adlı belgeselin yönetmenliğini üstlendi. Film, yaratıcılık, cesaret ve insanın kendini yeniden keşfetme sürecine odaklanıyor.

Artık Juliette Binoche’u yalnızca güçlü bir oyuncu olarak değil, aynı zamanda dikkat çekici bir belgesel yönetmeni olarak da anacağız. Binoche bu fikrin nasıl ortaya çıktığını anlatırken yakın zamanda hayatını kaybeden oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un kendisini teşvik ettiğini söylüyor:

“Oyunu izledikten sonra bana ‘Bunun mutlaka filmini çekmelisin’ dedi. Aslında ben belgesel yönetmeyi seçmedim, sanki yönetmenlik beni seçti.”

Uzun yıllar kamera önünde başarılı bir kariyer sürdüren Binoche, böylece ilk kez kamera arkasına geçerek belgesel gibi kendine özgü zorlukları olan bir türü yönetmeye karar verdi. Festival yöneticilerine teşekkür eden sanatçı, belgeselin yaratım sürecini de anlattı.

“Kariyerim boyunca hep kameranın önündeydim, arkasında değildim. Profesyonel fotoğrafçı olan kız kardeşim Marion Stalens’in çektiği görüntüleri nasıl bir araya getireceğimi aylarca düşündüm. Bana seçilmemiş görüntüleri kullanma izni verdi. Bu belgeselin oldukça belirsiz ama yaratıcı sürecinin bir parçası olmak istedim. Nereye gittiğinizi tam olarak bilmiyorsunuz ama aradığınız şeyi bulacağınıza inanarak yolunuza devam ediyorsunuz.”

Binoche bu süreçte zaman zaman korku ve gerilim yaşadıklarını, fakat sonunda büyük bir mutluluk duyduklarını da dile getirdi.

Oyuncu koçu Susan Batson ile prova yönetmeni Su-Man Hsu da projeye güçlü bir inançla destek verdi. “In-I In Motion” daha önce Tayvan, ABD, Afrika, Bangladeş, Londra ve Paris’te gösterildikten sonra Selanik’te izleyiciyle buluştu.

OYUNCULUK ÖZGÜRLEŞTİRİR

Binoche’a göre oyunculuk zaman zaman karanlık yönleriyle yüzleşmeyi gerektirse de aynı zamanda özgürleştirici bir deneyim. Oyuncu, bu sürecin insanı öz farkındalığa götüren bir yolculuğa benzediğini belirtiyor.

“Büyüme isteği nedeniyle yönetmenlik yapmayı hep hayal ettim. Kendinizi dünyaya açarsanız yaratım süreci de kendiliğinden gelir. Belgeseli çekerken çok farklı duygular yaşadım. Susan bana ‘Yavaş başla, kendini zorlamaya çalışma’ dedi. Sanatsal üretimin özü duygulardır. Böylesine korkutucu bir dünyada ihtiyacımız olan en önemli şey yaratıcılık.”

Sanatçıya göre oyunculuğun üç temel kuralı var: bireyselliği korumak, kendin olmak ve içgüdülerine güvenmek.

Kendi korkularıyla yüzleşen Binoche’un yaratıcı yolculuğunu anlatan “In-I In Motion”, belirsizlikle yüzleşme isteğinden doğdu. Oyuncu bu deneyimi şöyle ifade ediyor:

“Korkudan tamamen kurtulamazsınız. Ama onu kabul ederseniz sizi dönüştürür. Farklı kıtalardan, dünyanın pek çok yerinden geliyoruz; en önemlisi paylaşmak. Bir oyuncu olarak yalnızca kendinize değil insanlığa karşı da dürüst olmalısınız. Kendi karanlığınızla, bilinçaltınızın derinlikleriyle yüzleşiyorsunuz.”

Binoche, kitaplar aracılığıyla bu içsel keşfin büyük ölçüde kadınlık deneyimiyle örtüştüğünü fark ettiğini de söylüyor. “Bu yüzden oyunculuğu seviyorum. Kim olduğumu ve dünyada neden var olduğumu anlamama yardımcı oluyor. Böyle farkındalıklar korkularımızdan sıyrılmamızı ve kendi yolumuzu bulmamızı sağlıyor.”

Sanatçı bu süreçte dansçı ve koreograf Akram Khan ile birlikte sahne prodüksiyonu üzerinde yoğun bir çalışma yürüttü.

PAYLAŞILMAK İSTENEN HİKÂYE

Binoche, ünlü İngiliz dansçı ve koreograf Akram Khan ile gerçekleştirdiği bu performansın arkasında dünyayla paylaşmak istediği bir hikâye olduğunu söylüyor.

“İnsanların düşüncelerine ilham verecek bir hikâye anlatmak istedim. Robert bana bu oyun hakkında bir belgesel yapmam gerektiğini söylediğinde hemen kabul ettim. Benim için verilen sözler bir tür gönül sözleşmesidir.”

Sanatçıya göre dans ve oyunculuk farklı disiplinler gibi görünse de iki sanat formunu bir araya getirmek önemli bir meydan okumaydı.

“İzleyicinin bu yaratım sürecinin bir parçası olmasını istedim. Yönetmenlik, izleyiciye hayal gücünü kullanabileceği bir alan açmaktır. Her şeyi açıklamak zorunda değilsiniz. Dansa yeni başlayanlar için bu süreç oldukça keyifliydi.”

Binoche, insanların çoğu zaman yargılanma korkusu nedeniyle cesaret edemediklerini de belirtiyor:

“Hepimizin içinde bir dönüşüm potansiyeli var. Yeni yolculuklara çıkmak cesaret ister ve aslında hayatın anlamı da tam olarak budur.”

Sanatçı, yaratıcılık ile aşk arasındaki bağı da güçlü bir teslimiyet olarak tanımlıyor. Belgeselin ilk bölümünde, 14 yaşındaki bir kızın başrol oyuncusuna duyduğu hayranlıktan doğan aşk anlatılıyor. Bu hikâye, Binoche’un annesinin gençlik anılarından esinlenerek filme dahil edilmiş.

Kaynak:

https://www.cumhuriyet.com.tr/kultur-sanat/oyuncu-juliette-binoche-ilk-filmi-in-i-in-motion-ile-selanik-belgesel-festivali-nde-yeni-yolculuklar-cesaret-gerektirir-2486915

Tarih:15/03/2026

23:19

  • Related Posts

    Toplumsal Hafıza ve Kreatif Direniş: 29. Uçan Süpürge’de İkinci Gün Metrikleri

    29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin ikinci operasyonel günü tamamlandı. ‘Çiçek mi dediniz?’ konsept başlığı altında yapılandırılan program; kadın emeğini ve ev içi yalnızlıklardan cezaevi hücrelerine uzanan sosyolojik direnç…

    42 Maslak ArtPlatform’da Yeni Buluşmalar: Rastlaşmalar Vol. 2

    42 Maslak ArtPlatform, 11 Haziran–11 Ağustos 2026 tarihleri arasında küratörlüğünü Esmer Erdem’in üstlendiği “Rastlaşmalar Vol. 2” sergisine ev sahipliği yapacak. İstanbul’da farklı disiplinlerden sanatçıları bir araya getiren sergi, “The Art…