27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında yayımlanan ulusal ve uluslararası metinlerde savaş, toplumsal sorunlar ve tiyatronun dönüştürücü etkisi ön plana çıktı.
27 Mart’ta kutlanan Dünya Tiyatro Günü dolayısıyla hazırlanan ulusal ve uluslararası bildiriler paylaşıldı. Bu yıl ulusal metni sahne tasarımcısı ve yönetmen Metin Deniz, uluslararası metni ise dünyaca tanınan oyuncu ve tiyatro insanı Willem Dafoe kaleme aldı. KHK ile görevinden uzaklaştırılan DTCF Tiyatro Bölümü öğretim üyesi Süreyya Karacabey de bu yıl bağımsız bildirisini sosyal medya üzerinden yayımladı.
Deniz: Sanat ile savaş karşı karşıyadır
Turan Oflazoğlu, Engin Uludağ, Ayşe Emel Mesci ve Savaş Aykılıç’ın yer aldığı Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI) Türkiye Temsilciliği Yönetim Kurulu, bu yıl ulusal bildiriyi Metin Deniz’in yazmasına karar verdi.
Deniz’in kaleme aldığı 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi’nden öne çıkanlar şöyle:
“27 Mart Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.
Sahne tasarımcısı ve yönetmenim. 1960 yılından bu yana bu alanda çalışıyorum.
Tüm dünyanın huzursuzluk içinde olduğu, ülkemizde ise adalet ve hukuk tartışmalarının yoğunlaştığı bu dönemde Dünya Tiyatro Günü nasıl değerlendirilmeli? Sanat ile savaş birbirine zıttır. İnsan da savaşa karşı durur. İnsan sanata bağlıdır, sanatla var olur. İnsansız sanat düşünülemez; sanatı olmayan bir toplum da varlığını sürdüremez.
Toplumlar, esas olarak sanat aracılığıyla birbirlerini tanır, iletişim kurar ve yüzleşir. Tiyatro, yüzyıllardır süregelen gücüyle bu bağı canlı tutar. Bu ilişkinin temel aracı ise insandır.
Tiyatro her zaman insanı sorgular. İnsandan aldığını yine insana sunar. Sahnedeki her şey insanın kendi gerçeğidir. Jon Fosse’nin de ifade ettiği gibi, ‘Tiyatro, düşünmediklerimizi hatırlatır, düşündüklerimizi ise sorgulatır.’ Örneğin sahnede deniz yoktur; ancak tiyatronun gücüyle insanlar o denizi görür ve hisseder.
Tiyatro, en sade haliyle yaratıcılığı öne çıkarır, her bireyde var olan üretme gücünü geliştirir, geçmişi hatırlatıp geleceği kurmaya yardımcı olur. Hatta isterse geleceği değiştirebilir. Kısacası zaman içinde sanat, savaşı yener.”
“Görevimiz tiyatronun sorgulayıcı gücünü canlı tutmak”
27 Mart Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi ise Amerikalı oyuncu ve Venedik Tiyatro Bienali sanat yönetmeni Willem Dafoe tarafından yazıldı.
Dafoe, uluslararası bildiride şu ifadeleri kullandı:
“Sosyal ve politik açıdan tiyatro, kendimizi ve dünyayı anlamak için hiç olmadığı kadar önemli hale geldi. Yeni teknolojiler ve sosyal medya açık bir gerçek olarak karşımızda duruyor. Her ne kadar insanları birbirine bağlama iddiası taşısalar da, aslında bireyleri birbirinden uzaklaştırmış ve yalnızlaştırmış görünüyorlar.”
Bildirinin devamında ise şu değerlendirmelere yer verildi:
“Bir oyuncu ve tiyatro insanı olarak tiyatronun gücüne inancımı sürdürüyorum. Giderek daha parçalanmış, baskıcı ve şiddet dolu bir dünyada, tiyatrocuların görevi; tiyatronun yalnızca eğlenceye dayalı ticari bir faaliyet ya da geleneksel bir yapı olarak yozlaşmasını engellemek, aksine insanları, toplulukları ve kültürleri bir araya getiren; en önemlisi de nereye yöneldiğimizi sorgulatan gücünü korumaktır… Büyük tiyatro, düşünce biçimlerimize meydan okuyan ve bizi özlemini duyduğumuz şeyleri hayal etmeye teşvik eden tiyatrodur. İnsan sosyal bir varlıktır ve dünyayla etkileşim kurmak üzere var olmuştur. Her duyumuz yeni karşılaşmalara açılan bir kapıdır ve bu karşılaşmalar sayesinde kim olduğumuzu daha iyi anlarız. Tiyatro ise; anlatı, estetik, dil, hareket ve sahne tasarımı gibi unsurlarla geçmişi, bugünü ve geleceği kavramamıza yardımcı olan bütüncül bir sanat formudur.”
KHK’lı Karacabey: Oyun, acıların ve kayıpların gölgesinde başlayacak
KHK ile ihraç edilen DTCF Tiyatro Bölümü öğretim üyesi Süreyya Karacabey de bağımsız bir Dünya Tiyatro Günü bildirisi yayımladı. Karacabey metninde savaşlara, çocuk işçilere ve göçmenlere de dikkat çekti.
Karacabey’in bildirisinden öne çıkan ifadeler şöyle:
“Bugün tiyatroya dinmeyen bir rüzgârın sesi ulaşacak; savaşın büyütemediği çocuklar ve yarım kalmış ağıtların içinde donakalan anneler sahnenin önünde sessizce duracak.
Bugün tiyatroya sönmeyen bir yangının dumanı ulaşacak; Gazze’de yıkılmış sahnelerin anıları ve rollerini tamamlayamayan oyuncular sahneye özlemle bakacak.
Yoksulluğun ve karanlığın sardığı mahallelerden gelen işçi çocuklar, kaybettikleri kardeşlerini sırtlarında taşıyacak.
Dünyanın dışına itilen göçmenler, gücü para ve silahla tanımlayanların yok ettiği insanlar sahnede yer bulacak.
Hayal kurmanın yasaklandığı bir ülkede umutsuz gençler, her gün öldürülen kadınlar, evsizler ve unutulmuş mahkûmlar sahneye taşınacak.
Geçmişin acılarını taşıyan replikler yankılanacak; yarım kalmış hayatlar ve gerçekleşmemiş hayaller sahnede yer alacak.
Hepsi sahnenin karşısında toplanacak. Oyun; rüzgârın, yangının ve yaşamını yitiren çocukların gölgesinde başlayacak.
Oyun birazdan başlayacak. Onlara bir söz söyle.”
Kaynak:
Tarih:25/03/2026
21:55


