omeravci79 @ hotmail.com

Vurduğumuz yerden, vurulduk!

  Allah'ın bir adeti vardır. Kımet bilinmezse, verdiği nimete vefasızlık edilirse, bedelini ödetir. Şimdi geçelim bu vefasızlığın içeriğine.

  1996 yıllarıydı yeni bir dönemin ve arzulanan Türkiye’nin başlangıç noktası diyebileceğimiz bir dönemdi. Refahyol hükümeti kurulmuştu…

 Türkiye’de her fırsatta çığırlar açan, her güzel işe imza atan bir lider artık Başbakandı… Prof. Dr. Necmettin Erbakan…

 Tabi yaptığı hizmetleri anlatmaya zamanımız yetmez lakin ince bir çizgiye dikkat çekmek için bu yazıyı kaleme alıyorum…

  Erbakan hocanın ilk işlerinden birisi şunlardı. İşçi, memur, emekli, çiftçi vs vs her kesime para yağdırmak ki dünyanın hiçbir yerinde böylesi rekor zamlar görülmemiştir. Ekonomide ise denk bütçe yapmak, alım gücünü yüksek tutup, halkın cebindeki parayı güçlendirip diğer yandan gaz, petrol, temel gıda gibi ürünlere 11 ayda, neredeyse hiç zam yapmadan halkına hizmet etmek olmuştu.

 Tabi bunlar en bariz bilinen ve görünenlerdi. Fındıktan tutun, hayvancılığa, ağır sanayi hamlelerine kadar o kadar çok iyiliği var ki bu millete say say bitmez.

 Buraya kadar her şey mükemmel peki, böylesi bir lider böylesi hizmetlerle birde mağdur edilip bin bir türlü kumpasa getirilip, birde darbeye maruz kalır da, seçime gidilirse, bu milletin %90’ı ona oy vermez mi? Elbette verir ama olmadı bu millet kendilerine yapılan bunca güzel nimetin karşılığında %16 oy verdi.

 İşte şimdi ‘Vurduğumuz yerden vuruluyoruz’ başlığını açalım. Bakınız şimdi her şey tam tersine döndü. İşçi, memur, emekli, çiftçi herkes şikayetçi, paranın gücüde bitti, denk bütçeyi bırakın bütçede kalmadı, zam ise dünya çapında rekorlar kırarak halkın cebini boşalttı! Döviz patladı, ev, araba vs vs hayel oldu ve her zamdan sonra seçime gidildi halk zamlı hükümete %50 verdi.

 Kendisine her iyiliği yapan insana %16, kendisine sürekli zam vergi ceza yağdıran hükümete %50 vallahi burada hükümetin suçu yok! Ettiklerimizi buluyoruz, vurduğumuz yerlerden vuruluyoruz bütün meselede zaten buydu!