Korku-gerilim türündeki “Mumya”, Lee Cronin imzasıyla Cannon ailesinin parçalanmış yapısını ve yaşadıkları duygusal travmaları karanlık, tedirgin edici ve sarsıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Müzikal dram “Mother Mary” ise ünlü pop yıldızı Mother Mary ile efsane moda tasarımcısı Sam’in yıllar sonra gerçekleşen dramatik hesaplaşmasını konu alıyor.
Korku-gerilim sinemasının önde gelen üç önemli ismi, “Lee Cronin’in Mumya” filminde bir araya geldi.
Evil Dead Rise ve The Hole in the Ground yapımlarının yönetmen ve senaristi Lee Cronin, The Conjuring serisinin yönetmeni ve yapımcısı James Wan ile The Purge ve Insidious serilerinin yapımcısı Jason Blum güçlerini birleştirerek karanlık, rahatsız edici ve izleyiciyi sarsan bir mumya hikâyesi ortaya koydu.
Sinema tarihinde mumyalar çoğunlukla firavunlar, krallar ya da zengin kişiler olarak tasvir edilir. Peki ya mumyalar sıradan insanlardan oluşsaydı? Jason Blum, yapım şirketi adına çekilen “Kurt Adam” (2025) filminde bir ailenin kurt adam hastalığıyla mücadele sürecini gerçekçi bir dille anlatmıştı. James Wan ise “Evil Dead Rise” filmini izledikten sonra yönetmen Lee Cronin ile doğrudan iletişime geçti.

“Kendimizden parçalar bulabildiğimiz hikâyeleri seviyorum; sonuçta bunlar aile odaklı yapımlar” diyen Lee Cronin, bugüne kadar görülmemiş kadar özgün bir yorum ortaya koyacağını belirtti. Verdiği sözü de tutarak, “Lee Cronin’in Mumya”sını şimdiye dek çekilmiş mumya filmlerinden daha karanlık, daha tedirgin edici, daha sarsıcı ve etkileyici bir hale getirdi.
Peki gerçekten ürpertici bir mumya hikâyesi nasıl olmalı? Sonsuza kadar toprağın altında kalması gereken şey aslında nedir?

DUYGUSAL YARALAR
Lee Cronin, dağılmış aile yapıları ve psikolojik travmaları derinlemesine incelemeyi tercih eden bir senarist olarak öne çıkıyor. Ailelerin gizli kalmış karanlık taraflarını ele almak onun sinemasında önemli bir yer tutuyor. Kayıp çocuk hikâyesini merkezine alan yönetmen, bu yaklaşımıyla kendine özgü yeni bir mitoloji de kuruyor.
Genellikle intikam ve kadim lanetler üzerine kurulan türü genişleten Cronin; şeytan çıkarma ritüelleri, iblisler, karanlık varlıklar ve yer yer mizah unsurlarını da anlatıya dahil ederek görsel dünyayı zenginleştiriyor. Hikâye; Kahire’nin gizemli atmosferinden çöle, üç bin yıllık piramitlerden New Mexico’daki Albuquerque kentinde yer alan aile evine uzanan geniş bir mekânsal çeşitlilik sunuyor. Boğucu bir hava ve izolasyon duygusu anlatının temelini oluşturuyor.
ABD’de bir televizyon kanalında muhabir olarak çalışan Charlie Cannon, Kahire’deki evinde görev başındayken küçük kızı Katie’nin kaçırılmasıyla yıkıma uğrar. Katie’nin annesi Larissa büyük bir acıya sürüklenirken, ailenin erkek kardeşi yaşananlara inanmakta zorlanır. Sekiz yıl süren arayışın ardından umutlarını kaybeden aile, hayatlarını yeniden kurmak için New Mexico’ya taşınır.
Bir süre sonra Katie’nin bulunduğu haberi aileye ulaşır; üç bin yıllık bir lahitten çıkarılan küçük kız hastaneden eve getirilir, ancak adeta yaşayan bir ölü gibidir. Katie’nin dönüşüyle birlikte evde tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşanmaya başlar.
Ses kullanımı, müzikler, kamera hareketleri ve detay plan çekimleri oldukça etkileyici bir atmosfer yaratır. Kanlı sahneler ise görsel olarak izleyiciyi zorlayacak düzeydedir. Mısırlı oyuncuların Arapça ve İngilizceyi birlikte kullanması filme ayrı bir gerçekçilik katar.
Jack Reynor, Laia Costa, May Calamawy, Hayat Kamille, Verónica Falcón ve Natalie Grace’in rol aldığı “Lee Cronin’den Mumya” (2026), Pet Sematary filminden hatırlanan “Bazen ölüm daha iyidir” düşüncesini yeniden gündeme getiriyor.
GEÇMİŞİN İZLERİ

David Lowery’nin kaleme alıp yönettiği “Mother Mary”, dünyaca ünlü pop yıldızı Mary ile efsanevi moda tasarımcısı Sam arasındaki bağı merkezine alan epik bir müzikal dram. Kimlik bunalımı yaşayan Mary, on yıl öncesine kadar imajını şekillendiren ve içinde ona karşı derin bir kırgınlık taşıyan eski dostu ve tasarımcısı Sam ile yeniden iletişim kurmaya karar verir. Bu karşılaşma, geçmişte saklı kalmış acıları da gün yüzüne çıkarır.
İki kadın karakterin şiirsel ve ritmik diyalogları üzerine kurulu olan yapım, ses tasarımı, miksaj ve kurgu ile güçlü bir uyum yakalar. Sam’in Mary’ye “Duygularını bana anlat, ben de onları yansıtan bir kostüm tasarlayayım” demesi üzerine Mary’nin “Daha net, daha keskin bir ifade istiyorum” yanıtı gelir. Bunun karşılığında Sam, Mary için tüm sahne kostümlerini bir araya getiren, kuyruğunda geçmişini taşıyan bir elbise tasarlayacağını söyler; zirve anında bu kostümün parçalanacağını, Mary’nin sahnede ışıkların altında arınarak kendini yeniden keşfedeceğini dile getirir.
Fragmanda her ne kadar bunun bir hayalet, aşk, dua ya da ihanet hikâyesi olmadığı vurgulansa da Lowery, izleyicinin filmde kendi duygularına dokunan bir şeyler bulacağına inanıyor. Özellikle ruh çağırma sahnesi, yönetmenin sinemasında sıkça yer verdiği doğaüstü öğeleri bir kez daha öne çıkarıyor.

David Lowery, konser sahnelerini Taylor Swift’in “Reputation” turnesinden (2018) ilham alarak tasarladı. Filmde yer alan özgün şarkılar Charli XCX, FKA Twigs ve Jack Antonoff imzası taşıyor. Tüm parçalar ise Anne Hathaway tarafından seslendiriliyor.
Anne Hathaway, Michaela Coel, Hunter Schafer ve Kaia Gerber’in rol aldığı yapım; duygusal yoğunluğu ve görsel zenginliğiyle adeta bir şölen sunuyor.
Kaynak:
Tarih:18/04/2026
16:50


