Plastik su ısıtıcılarıyla ilgili yapılan yeni bir araştırma, özellikle yeni alınan kettle’ların ilk kullanımlarda suya yüksek miktarda nano ve mikroplastik parçacık salabildiğini ortaya koydu. Uzmanlar, yalnızca durulamanın yeterli olmayabileceğini belirterek, ilk kullanım öncesinde cihazın birkaç kez kaynatılıp suyunun dökülmesinin maruziyeti azaltabileceğine dikkat çekiyor.
Çay, birçok kişi için günün vazgeçilmez alışkanlıklarından biri. Ancak yeni bir araştırma, çay ya da kahve hazırlarken kullanılan plastik su ısıtıcılarıyla ilgili dikkat çeken bir uyarıyı gündeme taşıdı.
Bilim insanlarına göre plastik kettle’lar, kaynatma sırasında suya çok küçük plastik parçacıkları bırakabiliyor. Bu parçacıklar da sıcak içeceklerle birlikte vücuda alınabiliyor.

Araştırmada en çarpıcı sonuç, yeni plastik kettle’ların ilk kullanımında ortaya çıktı. Bilim insanları, yeni bir kettle’da yapılan ilk kaynatmanın her mililitre suya yaklaşık 12 milyon nanoparçacık bırakabildiğini belirledi.
Bu miktar, ortalama 250 ml’lik bir bardak çayda neredeyse 3 milyar parçacık anlamına geliyor.
Günlük yaşamda çok yaygın
Uzmanlar, plastik su ısıtıcılarının günlük yaşamda çok yaygın kullanıldığına dikkat çekiyor. Sabah çayı, kahve molası ya da yemek hazırlığı derken kettle’lar gün içinde defalarca çalıştırılabiliyor.
Bu nedenle araştırmacılar, plastik kettle’ların nano ve mikroplastik maruziyetinde sanılandan daha önemli bir kaynak olabileceğini belirtiyor.

Araştırmacılar, plastik kettle’ların yalnızca ilk kullanımda değil, sonraki kaynatmalarda da parçacık bırakmaya devam ettiğini tespit etti.
İlk kaynatmada seviyeler çok daha yüksek olsa da 150 kaynatma sonrasında bile her mililitre suda 820 bin nanoparçacık tespit edildi. Bu da 250 ml’lik bir bardakta yaklaşık 205 milyon parçacığa karşılık geliyor.
Çalışma, su ısıtıcısından gelen parçacıkları anlamak için 150 kaynatma döngüsünü inceledi. Her kaynatmanın ardından su analiz edildi ve plastik kaynaklı nano ile mikro parçacıkların miktarı ölçüldü.
Sonuçlar, parçacık salımının zamanla azaldığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi
Araştırmacılara göre bu sonuçlar, evlerde kullanılan bazı plastik ürünlerin günlük plastik maruziyetine katkı sağlayabileceğini gösteriyor.

Plastik parçacıkların çok küçük boyutlarda olması, onları özellikle tartışmalı hale getiriyor. Çünkü nanoparçacıklar, mikroplastiklere göre daha küçük yapıları nedeniyle biyolojik sistemlerle daha farklı etkileşime girebiliyor.
Risk sadece çay poşetinde değil
Daha önce yapılan bazı araştırmalar, poşet çaylardan sıcak suya mikroplastik geçebileceğini gündeme getirmişti. Ancak bu kez dikkatler çay poşetinden çok, suyun kaynatıldığı kettle’ın kendisine çevrildi.
Bu da sıcak içecek hazırlama sürecindeki risklerin yalnızca çay poşetiyle sınırlı olmayabileceğini gösteriyor.

Araştırmada dikkat çeken bir başka sonuç ise sert suyla ilgili oldu. Bilim insanları, sert musluk suyunun plastik parçacık salımını belirgin şekilde azaltabildiğini tespit etti.
Bunun nedeninin, sudaki minerallerin kettle’ın iç yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturması olabileceği düşünülüyor.
Yeni alınan kettle daha zararlı
Uzmanlar, özellikle yeni alınan plastik kettle’ların ilk kullanımında daha dikkatli olunması gerektiğini söylüyor.
Araştırmaya göre yalnızca durulamak, parçacık salımını azaltmak için yeterli olmayabilir. Bunun yerine kettle’ın birkaç kez suyla kaynatılıp her seferinde suyun dökülmesi öneriliyor.

Bilim insanları, üreticilerin ürün etiketlerinde daha açık bilgilendirme yapması gerektiğini savunuyor. Çünkü birçok kullanıcı, yeni aldığı kettle’ı yalnızca sudan geçirip hemen kullanmaya başlayabiliyor.
Araştırmacılara göre ürün kutularında veya kullanım kılavuzlarında, ilk kullanımdan önce tekrarlı kaynatma ve suyu dökme önerisi daha net şekilde yer almalı.
Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri hâlâ tam olarak bilinmiyor. Bu nedenle uzmanlar, paniğe kapılmak yerine maruziyeti azaltmaya yönelik pratik önlemlerin önemine dikkat çekiyor.
Özellikle sıcak suyla temas eden plastik ürünlerde dikkatli olmak, plastik yerine cam ya da paslanmaz çelik gibi alternatifleri değerlendirmek öneriler arasında yer alıyor.
Bilim dünyasında mikro ve nanoplastiklerle ilgili endişelerin temelinde, bu parçacıkların hücrelerle etkileşime girebilme ihtimali bulunuyor.

Bazı araştırmalar, bu parçacıkların hücresel işlevleri etkileyebileceğini ve özellikle çocuklar gibi gelişim dönemindeki gruplar için daha fazla incelenmesi gerektiğini gösteriyor.
Araştırmalar arttı
Son yıllarda mikroplastiklerin kan, akciğer, sindirim sistemi ve üreme sağlığı üzerindeki olası etkilerine yönelik araştırmalar arttı.
Ancak uzmanlar, mevcut bulguların kesin bir sağlık sonucu ilan etmek için yeterli olmadığını vurguluyor. Bu alanda daha uzun süreli ve geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var.
Araştırmacılar, bu çalışmanın evlerde kullanılan plastik ürünlerin günlük maruziyetteki rolünü anlamak açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirtiyor.
Kettle örneği, plastik kirliliğinin yalnızca denizlerde ya da ambalajlarda değil, günlük mutfak alışkanlıklarında da karşımıza çıkabileceğini gösteriyor.

Uzmanlara göre çözüm, çay içmeyi bırakmak değil; sıcak su hazırlarken daha bilinçli davranmak. Yeni plastik kettle’ı birkaç kez kaynatıp suyunu dökmek, kullanım talimatlarını dikkatle okumak ve mümkünse cam ya da paslanmaz çelik seçeneklere yönelmek maruziyeti azaltabilir.
Araştırma, basit görünen günlük alışkanlıkların bile vücuda alınan plastik parçacık miktarında etkili olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
KARDEŞ HABER
Kaynak:
https://dbsnewsmedia.com/?p=10079
30/05/2026 18:25


