YILLARCA AĞRI ÇEKTİ TESTLER TEMİZ ÇIKTI(Kardeş Haber)

Yıllarca süren uykusuz geceler ve geçmeyen rahatsızlık hissinin ardından bir şeylerin ters gittiğini biliyordu; ancak o hastalık aklının ucundan bile geçmemişti. Fiona Barnett, toplumda sık görülen hazımsızlık şikâyeti nedeniyle uzun yıllar ağrı çekti. Çeşitli testler yapıldı, ilaçlar kullanıldı ancak şikâyetleri bir türlü geçmedi. Süreç boyunca belirtiler basit bir sindirim sorunu olarak değerlendirildi; kimsenin aklına daha ciddi bir hastalık ihtimali gelmedi.

“Saat sabahın dördü… Bir iç çekerek yatakta doğruldum. Komodinin üzerindeki artık çok tanıdık olan mide ilacı paketine uzanırken karnımı ovuşturuyordum. Yanımda mışıl mışıl uyuyan eşim Peter gibi ben de uyumak istiyordum ama yediğim yemeğin mideme oturma hissi son derece rahatsız ediciydi” diyen Fiona Barnett, yaşadıklarını böyle anlattı:

Hazımsızlık yaygın bir şikâyet; Birleşik Krallık’taki insanların yaklaşık yüzde 40’ını etkiliyor. Ben de bunun menopozla ilgili olup olmadığını merak ediyordum çünkü östrojen mide astarını korur ve 48 yaşında hormon seviyelerimin düştüğünü biliyordum. Reçetesiz satılan bilindik ilaçların hiçbiri işe yaramıyordu.”

Müzik öğretmeni Fiona, günlük hayatın koşturmacası içinde ne yerse yesin ya da hiçbir şey yemese bile geçmeyen o sızıyı sürekli hissediyordu. Yaşadığı durum şiddetli bir ağrı değildi ancak rahatsızlık hissi hiç kaybolmuyordu.

Yapılan tüm testler temiz çıktı

Uykusuz geçen o gece Eylül 2019’daydı. Ancak Fiona bu belirtileri ilk kez yaşamıyordu.

2016 yılında da benzer şikâyetlerle doktora başvurmuştu. Yediği yiyeceklerin midesinde kaldığını hissediyor, hafif bir yanma yaşıyordu. O dönemde aile hekimi sorunun safra kesesiyle ilgili olabileceğini değerlendirmişti; ancak yapılan testlerde herhangi bir bulguya rastlanmamıştı.

Fiona’ya antibiyotik tedavisi uygulandı ve başlangıçta şikâyetleri azalmış gibi göründü. Ayrıca ülserlerle ilişkili mide bakterisi Helicobacter pylori  için de test yapıldı; ancak sonuç negatif çıktı.

Ancak üç yıl boyunca geçmeyen hazımsızlıkla yaşadıktan sonra bir şeylerin ters gittiğini anladım. Merdiven çıkarken nefes nefese kaldığımı fark etmeye başlamıştım. Üflemeli çalgılar çalıyor ve şarkı söylüyorum; yani ciğerlerimin mükemmel durumda olması gerekir” diyen Fiona, sözlerine şöyle devam etti:

“O dönem 48 yaşındaydım; formdaydım, sağlıklıydım ve sigara ya da alkol kullanmıyordum. Bu nedenle kanser ihtimali aklıma bile gelmedi. Daha çok küçük, yönetilebilir ve sıradan bir sorun olan hiatal herni ya da gastrit olup olmadığını düşünüyordum. Aile hekimimin muayenehanesinde kendimi iyi hissetmediğim için ağladığımı hatırlıyorum. Ancak doktor, mide koruyucuların işe yaramadığını belirterek beni endoskopiye yönlendireceğini söyledi.”

“Ülser olduğunu düşünüyordum”

Fiona, 2019’un sonlarına doğru şikâyetleri dayanılmaz hâle geldiğinde merdiven çıkarken nefes nefese kaldığını fark etti.

Ekim 2019’da yapılan endoskopi sırasında ekranı izlerken, bir santimetreden küçük, hafif kabarık beyazımsı bir alan görüldü. Fiona bunu sıradan bir aft olarak değerlendirdi. Ancak doktor, “Tipik bir ülsere benzemiyor” diyerek bölgeden biyopsi aldı.

Endoskopinin ardından Fiona, ailesiyle planladığı gemi turuna çıktı. Ancak seyahat sırasında durumu daha da kötüleşti.

“Karnımın üzerine yatamıyordum; artık sadece bir rahatsızlık değil, gerçek bir ağrı vardı. Deniz tuttuğunda ise kan kusmaya başladım. Yine de ‘Herhalde ülserim kanıyor’ diye düşünüyordum” dedi.

Şikâyetlerin nedeni mide kanseri çıktı

Fiona eve döndüğünde acı gerçekle yüzleşti: Tanı mide kanseriydi.

Yaşam oranı görece düşük kanser türleri arasında yer alan mide kanseri, çoğu zaman geç evrede teşhis ediliyor. Bu nedenle doktorlar ilk değerlendirmede temkinli bir tablo çizdi. Fiona’nın hastalığın hangi evrede olduğu ise henüz netleşmemişti.

Doktorlar, kemoterapi, ameliyat ve ardından yeniden kemoterapi sürecini içeren bir tedavi planından söz etti. Mide kanseri, çoğu zaman geç evrede teşhis edildiği için tedavi süreci zorlu olabiliyor ve hayatta kalma oranları diğer bazı kanser türlerine kıyasla daha düşük seyrediyor.

Cerrahi müdahaleyle midesi alındı

Fiona’nın en büyük şansı, kanserin başka organlara yayılmamış olmasıydı. Ancak hastalıktan tamamen kurtulabilmesi için midesinin tamamının alınması gerekiyordu.

Ameliyatın ardından midesiz bir yaşam sürmeyi öğrenmek zorunda kaldı.

Oysa mide, çoğu kişinin fark ettiğinden çok daha fazla işleve sahiptir; besinleri depolar, sindirim için asit üretir ve açlık hormonlarının salgılanmasında rol oynar. Fiona’nın yediği her şey artık doğrudan yemek borusundan ince bağırsağına geçiyordu.

İlk altı ay boyunca yalnızca püre, domates çorbası ve dondurma tüketebildim. Bu süreçte 20 kilo vererek 70 kilodan 50 kiloya düştüm” diyen Fiona, ameliyat sonrası dönemin zorlu geçtiğini anlattı.

Fiona, “Artık neredeyse hiç açlık hissetmiyorum çünkü beynime bu sinyali gönderen organım yok. Az ama sık yiyorum; restoranlarda ise genellikle sadece başlangıç sipariş ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Şimdi, aradan altı yıl geçtikten sonra hayata çok daha farklı bir gözle bakıyorum. Çalışma saatlerimi azalttım, daha fazla yürüyor ve daha çok seyahat ediyorum. Yağmurdan sonra toprağın kokusunu içime çektiğimde, hayatın ne kadar canlı olduğunu daha derinden hissediyorum” diyen Fiona, sözlerini şöyle sürdürdü:

Eğer bir şeylerin değişmediğini ve içinizde mecazi değil gerçekten yolunda gitmeyen bir durum olduğunu hissediyorsanız, doktora gitmekten vazgeçmeyin.

Kaynak:

https://hurbakisgazetesi.com/2026/03/02/yillarca-agri-cekti-testler-temiz-cikti-gercek-neden-sonradan-ortaya-cikti/

  • Related Posts

    Boğaz Ağrısına Hızlı Etki Eden Mucize (Kardeş Haber)

    Yeni nesil tıp araştırmaları, ananasta bulunan bromelain enziminin boğaz ağrısı ve öksürük semptomlarını hafifletmede bazı kimyasal şuruplara kıyasla daha etkili olabileceğini gösteriyor. Bilimsel çalışmalar, taze ananas suyunun boğazdaki iltihabı azaltma…

    Her Gün 10 Dakika Ayırın: Daha Enerjik Hissetmenin 7 Yolu

    Her gün düzenli olarak yapılan yalnızca 10 dakikalık basit bir alışkanlık; enerji seviyesini artırabilir, stresi azaltabilir ve vücudun yenilenme sürecine katkı sağlayabilir. İşte gün boyu daha enerjik ve dinç hissetmek…