Japonya’nın Honşu ana karası ile kuzeydeki Hokkaido adasını okyanusun altından birbirine bağlayan efsanevi Seikan Tüneli, üzerinden on yıllar geçmesine rağmen dünya mühendislik tarihinin en büyük zaferlerinden biri olarak anılmaya devam ediyor. Günümüzde lojistik bir can damarı olarak hizmet veren bu devasa yapı, yarım asırlık planlama süreci ve zorlu inşaat aşamalarıyla dikkat çekiyor.
Faciadan Doğan Yarım Asırlık Proje
Seikan Tüneli’nin fikir tohumları ilk olarak 1920’lerin sonunda atılmış olsa da, projeyi kaçınılmaz kılan olay 1954 yılında yaşandı. Tsugaru Boğazı’nın hırçın sularında beş yolcu feribotunun batmasıyla sonuçlanan büyük trajedi, tünel projesinin hızlandırılmasında ana itici güç oldu. 1940’larda başlayan uzun fizibilite çalışmalarının ardından, projenin inşası resmi olarak 1964 yılında start aldı.
Fakat Japonya’nın aktif deprem kuşağında yer alması, bölgenin volkanik kaya yapısı ve denizin altındaki devasa su basıncı, inşaatı teknolojik anlamda son derece zorlu bir sınava dönüştürdü. Karşılaşılan bu eşsiz coğrafi engeller nedeniyle tünel, planlanan süreyi fersah fersah aşarak ancak 15 yılda tamamlanabildi. Projenin maliyeti ise tahmin edilen bütçenin tam 12 katına çıkarak 1,1 trilyon yen (yaklaşık 5 milyar sterlin) gibi astronomik bir rakama ulaştı.
Denizin Altında 53,8 Kilometrelik Rekor
Büyük emekler ve devasa bütçeler harcanarak 13 Mart 1988’de resmi açılışı yapılan Seikan Tüneli, toplam 53,8 kilometrelik (33,4 mil) devasa uzunluğuyla sınırları zorluyor. Bu dev yapının 23,3 kilometrelik (14,5 mil) bölümünün doğrudan deniz tabanının altından geçmesi, ona “dünyanın en uzun deniz altı tüneli” unvanını kazandırıyor. Modern çağın değişen ulaşım alışkanlıklarıyla birlikte yeni tartışmalara konu olsa da, tünelin içinde yer alan iki istasyon binası ve turistler için düzenlenen su altı turları, bu mühendislik harikasının cazibesini günümüzde de korumasını sağlıyor.
Kaynak:https://www.sozcu.com.tr/dunyanin-en-uzun-tuneli-15-yilda-insa-edildi-p320580(18:05:2026/19:43)


